Obezite
Obezite, günümüzde kalp ve şeker hastalığı riskini önemli ölçüde arttıran ve dünyada hızlı bir şekilde yayılan hastalıkların başında gelmektedir. Dünya çapında, okul çağı çocuklarının yaklaşık % 10’u aşırı kilolu ya da obezdir. Amerika’da bu oran % 32, Avrupa’da % 20, Orta Doğu’da ise % 16’lara yükselmektedir. Hem fazla enerji alımı hem de hareketteki kısıtlamalar vücutta yağ dokusu olarak birikmeye yani obeziteye neden olmaktadır. Her insan için alınan kalori ve harcanan kalori arasındaki denge farklıdır. Obezite zaman içerisinde kullanabileceğinden daha fazla kalori içeren yiyecekler tüketmek olarak tanımlansa da, son yıllarda hastalık oluşumunda daha fazla etmenin görev aldığı bilinmektedir.
Genetik yapı, aşırı beslenme, yüksek oranda yağ içeren hızlı tüketim ürünleri ile beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, ticari teknolojilerin üretimi, şehir yaşantısına geçiş ve sosyoekonomik gelişmeler en çok bilinen risk faktörleri arasında bulunmaktadır. Obezite terminoloji olarak her zaman karıştığı aşırı kilolu olma durumundan farklıdır. Kilo kas, kemik, yağ ve/ veya vücut sıvılarındaki artışı tanımlamaktadır. Obezite ise özellikle yağ dokusundaki artıştır. Hem obezite, hem de aşırı kilolu olma durumu kişinin kilosunun boyuna göre olması gerekenden daha fazla kiloya sahip olduğunu göstermektedir.
Obezitenin, diyabet, kalp hastalıkları, inme, artrit ve bazı kanserlerin oluşma risklerini de beraberinde arttırdığı bilinmektedir. Özellikle çocukluk çağındaki obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık problemlerine yol açmaktadır. Bununla birlikte, çocuğun yaşam kalitesini, fiziksel görünüşünden kaynaklanan sosyal ve fizyolojik işlevlerini de yitirmesine neden olmaktadır.
Obezite tedavisi ilaç ya da cerrahi operasyonlar ile yapılabilmektedir. Özellikle mide balonu ya da bandı en sık başvurulan cerrahi operasyonlar arasında yer almaktadır. Tüm bu ciddi sağlık problemlerine ek olarak obezite tedavisinin ülke ekonomisine olan olumsuz etkileri de gözden kaçmamaktadır.